KARANLIK UYANIŞ
Kederden nasipliyim bu gece
Sımsıkı bağlıyorum göz kapaklarımı
İpsiz iğnesiz dikiyorum
Lirik göz sularını zor zapt
ediyorum
Kundaksız, kurgusuz
İçimin hıçkırıklarını bastırıyorum
bir isyan batırır gibi
Sopasız silahsız
Uygun adım yürüyorum zamanın
yolunda
Uygunsuz düşlerin şafağında
Bir elimde hançer misali
korkularım
Diğerinde mavzer namlusu özlemim
Bir kurşun yokluğundayım
Kuş gibi atan yüreğe atılacak bir
kurşun
Yasladığım sırtımda duvar
soğukluğu
Yüküm devran kadar yorucu
Göğsümde bir ayrılık ateşi
Sönmeyen sabahlara karanlık uyanış
misali
Dokun şimdi başucumdaki yokluğuna
Soğuk bir taş belki de
Bir baş eksik omzumda
Yol çamur güz yaşlarında
Uzak bir iklim adı belli olmayan
Yorgunum bu akşam adımlarım kesik
Biçilmiş orak ile buğday servisi
bedenim
Güneş görünce kuruyacak
Dökülecek başaklarım
Dağılır belki tanelerim yeni
filizlere gebe
Gün ağarır yeni güne
Gün katran gözlere
Hatırlamıyor dil son
söylediklerini
Son olan söylemler doğuruyor yeni
kederleri
Bir kaftan biçtim kendime
Yorgunluğun ödülü
Rengi beyaz sonsuzluk örtüsü haki
Koyulun işe tanıyanlar
Üç beş kürek zahmeti
Gömün beni...
Mustafa Yılmaz
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder